Borderline Kişilik Bozukluğu Nedir?

Borderline kişilik bozukluğu tanım olarak; çevresinde bulunan kişilerle olan ilişkilerinde, duygu durumlarında ya da benlik algılarında tutarsızlık olan, çoğunlukla genç erişkinlik döneminde başlayarak değişik koşullar altında ortaya çıkan ve kişide belirgin bir şekilde dürtüselliğin görüldüğü bir davranış biçimidir. Bu davranış biçimine sahip kişilerin kendilerine ilişkin algıları sürekli olarak değişiklik gösterir.  Örneğin kendilerini oldukça başarılı olarak görürken bir anda bütün fikirleri değişebilir. Duygu durumlarında yaşanan dalgalanmalar ilişkide olduğu insanlar için de geçerli olacaktır. Karşısındaki kişileri göklere çıkartırken; bir anda onları değersizleştiredebilirler. Sevgiden nefrete kolayca geçiş yapabilirler. Bu dalgalanmalar ilişkilerine de yansır. Bu sebeple bu kişilerin çevreleriyle ilişkileri oldukça tutarsızdır.

Borderline kişilik bozukluğu rahatsızlığa sahip kişilerde en çok dikkat çeken özellik aşırı terkedilme korkularıdır. Olası terkedilmelerini önlemek için karşıdaki kişiyi intihar ile tehdit etme ya da intihar girişiminde bulunma gibi yollara başvurabilirler. Dengesiz ruh halleri hayatlarına da yansımıştır. Sık sık cinsel partner değiştirme, bazı cinsel sapmalar ve cinsel kimlikte ani değişimler, birine fazlasıyla bağlıyken bir an  da karşısındaki kişiden nefret etme ve kontrolsüz cinsel ilişkiler yaşarlar. Bütün bu değişimler kişinin kendine ya da ona kötü davrandığını düşündüğü kişiye karşı saldırganlığa sebebiyet verebilir. Öfkelerini kontrol altında tutmak gibi zorluklar yaşarlar. Konuşmalarıyla ya da çevresindeki eşyalara zarar vererek bu öfkelerini dışa vururlar. Baş edemedikleri ve kendileri dışında gerçekleşen olaylar karşısında kontrollerini tamamen kaybedebilirler. Kendilerini abartı derecesinde şüphe ve korku içinde hissederler. Yaşanan depresyon çoğunlukla birlikte görülür ve riskleri arttırır.

Borderline Kişilik Bozukluğu Belirtileri Nelerdir?

  • Olası bir durumda, terkedilme korkusu yaşar ve terkedilmeyi engellemek adına abartılı tepkiler gösterirler. Bu durum sadece terkedilmek ile de sınırlı değildir. ayrılma, reddedilme ya da planlarda yaşanan kaçınılmaz herhangi bir değişikliklere de öfke ile karşılık veririrler.  Örneğin sevgilisinin randevuya birkaç dakika geç kalması ya da telefon aramalarına hemen yanıt verememesi durumunda kendilerini reddedilmiş algılayarak aşırı tepkiler gösterirler. Bu abartılı tepkilerin temeli kişinin terkedilme ihtimalini önleme çabasına dayanır. Tepkilerinin boyutu zaman içinde artarak kendilerine zarar verici davranışlar bile sergileyebilirler. Terkedilme korkuları ise yalnız kalmaktan çekinmek ve diğer insanlarla birlikte olma ihtiyaçları ile ilgilidir.
  • Çevresindeki kişilerle olan ilişkileri; kişiyi göklere çıkarma ve yerin dibine sokma uçları arasında gergin ve tutarsızdır. Özetle dengesiz ve yoğun ilişkiler kurarlar. Örneğin çok hızlı bir şekilde samimi ilişki içine girerler. Karşısındaki kişiyle bir an da çok özel kişisel bilgilerini paylaşabilir, sürekli birlikte olmak isteyebilirler. Ancak kolaylıkla da kendisiyle yeterince ilgilenilmediği şeklinde suçlama içine girer ve karşıdaki kişiyi değersizleştiredebilirler. Görüşleri çoğunlukla cezalandırıcı ve destekleyici iki ayrı kutup arasında değişmeler gösterecektir.
  • Belirgin ve sürekli olarak kimlik karmaşası yaşarlar. Hayattaki amaçları, değerleri, bakış açıları ya da meslekleriyle ilgili düşüncelerinde  kendi içlerinde ani fikir ayrılıkları yaşayabilirler. Örneğin bir anda kariyerlerini ya da cinsel kimliklerini değiştirme çabasına girebilirler. Kendilerini genel olarak kötü ve şeytansı bir kişilik olarak benimsemekle birlikte bazı zamanlarda da hiç var olmadıkları duygusuna kapılırlar. Sürekli çelişkili halleri okul ya da iş hayatlarında başarısız olmalarına neden olur.
  • Kendilerine zarar verme olasılıkları yüksek en az iki alanda isteklerini engelleme ya da kendilerini durdurabilme beceresini kaybederler. Bu alanlar çok farklı olabilmektedir. Örneğin cinsellik, madde kullanımı, hızlı araba kullanımı, aşırı yemek yeme ya da para harcama konularında dürtüsellik yaşarlar.
  • Aralıklı olarak intihar girişimlerinde bulunurlar. Bu intihar girişimlerinin % 3 ya da 4′ ü çoğunlukla istemeden ölümle sonuçlanabilmektedir. Kişide kendine zarar verici davranışlar ya da intihar tehditleri ve teşebbüsleri sıklıkla görülür.
  • Duygu durumlarında belirgin bir tepkiselliğin karşısında dengesizlik görülür. Bu bireylerdeki kötümser ve keyifsiz mizaç bazı dönemlerde ciddi kesintilere uğrar. Bu duygu değişimleri ise bireyin çevresinde yaşanan strese karşı aşırı hassasiyetini yansıtır.
  • Kendilerini çoğunlukla boşlukta hissederler. Yaptıkları her şeyden kolaylıkla sıkılırlar ve sürekli yapacak yeni bir şeyler arama eğiliminde olurlar.
  • Öfkelerini kontrol altında tutamadıkları gibi yoğun ve ani öfke patlamaları yaşarlar. Öfkelendiklerinde, iğneleyeci konuşmalar ve alaylı sözel ifadeler kullanırlar. Öfkenin bu şekilde dışa vurmasının temelinde kişinin kendisinin ihmal edildiğini ya da dışlandığını hissetmesi yatar. Öfke patlamalarını ise suçluluk ve utanç duygusu izler ve kişinin kendisini kötü biri olarak kabullenmesini pekiştirir.

borderline kişilik bozukluğu nedir - borderline kişilik bozukluğu tedavisi - borderline kişilik bozukluğu belirtileri nelerdir

Borderline Kişilik Bozukluğu Tedavisi

Bu kişilik rahatsızlığının erken yaşlarda gelişmiş ve kişinin kendisini bu hastalıkla tanımlıyor olması tedavi sürecini oldukça zorlaştırmaktadır. Borderline kişilik bozukluğu tedavisinin başarılı olmasının tek yolu kişinin kökleşen davranış şeklinin, bakış açılarının ve ilişki yapılarının özel olarak irdelenmesi gerekir. Genellikle kişilik sorunları psikoterapi ile çözüme ulaştırılmasına karşın bu rahatsızlığa sahip kişilerin duygu düşünce ve davranış alışkanlıklarını değiştirmek yoğun ve sürekli tekrarlanan bir tedavi ve öğrenme süreci gerektirir.

Borderline kişiliğe sahip bireylerin tahmin edildiği gibi terapi süreci oldukça değişken olacaktır. Bu kişiler süreç içinde sabit bir iyileşme eğrisi çizemeyecektir. Tedavi de en önemli nokta terapistin sabrıdır. Terapi sırasında devamlı değişen duygulara, aşırı ilgi ihtiyacına ve sürekli tekrarlanan krizlere terapistin dayanması gerekecektir. Her şey yolunda gitse ve terapist her şeyi doğru yapsa bile, Borderline kişilik bir süre sonra terapiyi ve terapisti aşağılamaya başlayacak ve kızgınlıkla aniden tedaviyi sonlandıracaktır. Bir kaç ay sonra yeniden terapiye dönmesi ile aynı süreçler yeniden yaşanacak ve bu şartlar altında tedavi en azından 2-5 yıl arasında sürecektir.

Borderline kişilik bozukluğunu ileri seviyede yaşayan bazı kişiler aralıklı olarak intihar girişimlerinde bulunabileceği için hastanın bir süreliğine hastane de gözetim altında tutulması gerekebilir. Eğer hastalık ilerlemeye devam ederse ve evde gerekli olan bakım ve ortam sağlanamıyorsa kişinin daha uzun süreli olarak hastanede kalması istenebilir.

Araştırmalar, tedavi sonucunda kişide bazı kişilik sorunlarının devam ettiğini ama bazılarının yok olduğunu göstermektedir. Özellikle kişi tedaviye gönüllü olarak geliyorsa, iyileşmek için çaba sarf ediyor ve problemlerinin sorumluluğunu üstleniyorsa hastalığın iyileşmesi daha hızlı olabiliyor. Ama diğer tarafta kişi sorunlarının başkalarından yada çevresinden kaynaklandığına inanıyorsa, sorumluluğunu üstlenmeyi reddediyorsa ve problemlerini çözemeyecek kadar güçsüz ve zayıf olduğunu iddia ediyorsa iyileşme süreci biraz daha uzun zaman alıyor.

Kaynak: http://www.borderlinekisilikbozuklugu.com/

Tavsiye Nedirler: Narsist NedirMegaloman Nedir