Aşk Nedir? Aşk Ne Demek?

Aşk yüzyıllar boyunca insanoğlunun en çok merak ettiği duygu durumlarından biri olmuştur. Aşk uğruna yazılan şiirler, kitaplar günümüzde hala popülerliğinden bir şey kaybetmemiştir. Yıllardır dilimize pelesenk olan bu sözcük günümüz aşk dizilerinde ve aşk filmlerinde de bolca kullanılmaktadır. Aşkı kimi tutku, kimi cinsellik kimi de arkadaşlık olarak tanımlasa da gerçek anlamda aşkın tanımı henüz yapılamadığı bir gerçektir. Peki gerçek aşk nedir? Takıntı mı? Tutku mu? Midenizde ki kelebekler mi?

 

Aşk Nedir?

Aşk; halk arasında bilinen anlamıyla ”aşırı sevgi ile bağlanma, şiddetle sevme, yakıcı bir sevgi” şeklinde tanımlanıyor olsa kelime kökenini incelediğimizde farklı dillerde farklı anlamları olduğunu görebiliriz.

aşk nedir - aşk ne demek - aşk sözleri

Aşk Ne Demek?

Arapça kökenli olduğu düşünülen bu sözcük Arapça ”aşaka” kelimesinden türeyerek dilimize yerleşmiştir. Aşaka kelimesinin Türkçe çevirisinde ise ”sarmaşmak, sıkıca sarılmak, sarmaşık” anlamlarını taşıdığını görmekteyiz. Ancak belirtilmesi gerekir ki bazı kaynaklarda bu kelimenin kökeninin Farsça Avesta dilinden ‘‘işka/işk’’ sözcüğünden geldiği ve anlamının “istemek, şiddetli muhabbet, candan sevmek” olduğu yer almaktadır. Zaten bilindiği üzere Fars edebiyatında da aşkın etkilerine çok sık bir şekilde rastlanmaktadır. Fars edebiyatında yer alan şiirlerde sevgi ve aşk sözcüğü yoğun olarak kullanılmıştır. Farsça bu aşk sözcüğü “Eşgh”olarak okunmaktadır. Bu kaynaklara göre de Türkçe’ye de “Aşk” biçiminde geçmiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ise aşk ”Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi, sevda, amor” olarak tanımlanmaktadır.

Bilimsel Araştırmalarda Aşk

Son 10 yıla kadar aşk bilim tarafından dışlanan ve anlamsız bulunan bir konuydu. Özellikle biyologlar ve antropologlar aşkı evrimsel olarak çalışmanın faydasız olduğunu savundular. Bu araştırmacılara göre aşk genlerimize kodlanmış olan yüzyıllar önce insanların uygarlaşma dönemlerinde farklı sözler söyleyebilmek adına buldukları beynimize kazınmış bir boş zaman oyuncağı olarak tanımlanmaktaydı. Günümüzde ise aşk araştırılması bir fenomen haline gelen bilim insanlarının en değerli konusu haline gelmiştir.

Aşkın Üçlü Teorisi

[reklam]

aşk nedir - aşk ne demek - bilimsel anlamda aşkSon yıllarda özellikle Psikoloji alanında aşk üzerine yazılmış birçok farklı teori bulunmaktadır. Bu teorilerden belki de en bilineni ünlü Psikolog Dr. Robert Sternberg’e ait olan Aşkın Üçlü Teorisi adlı çalışmadır. Dr. Robert Sternberg bu teorisinde aşkı üç bileşeniyle açıklamaya çalışmıştır. Platonik aşklar, hastalıklı (patalojik) aşklar ya da kara sevda gibi durumlar haricinde aşk; iki kişi arasında yaşanan ortak bir süreç olarak tanımlanıyor. Aynı insanlar gibi aşklara da fizyolojik bir anlam katılmış ve aşkların da doğduğu, büyüdüğü, şekil değiştirdiği ve öldüğü savunulmuştur. Aşkın ise temel anlamda üç farklı özellik ve bu özelliklerin birbiriyle ilişkisinin 7 aşk tipini ortaya çıkardığı gözlenmiştir. Dr. Robert Sternberg ise bu üç özelliği şu şekilde sıralamaktadır.

1. Yakınlık: Yakın olmak, iletişimde olmak, derin bağlılık şeklinde özetlenebilir. Taraflar arasında kurulan karşılıklı duygusal bağ olarak da ifade edilmektedir. Yakınlık özelliği sayesinde ilişkide sıcaklık, samimiyet, duygusal destek, iletişim, anlayış, huzur ve beraber geçirilen zamandan keyif alma gibi durumlar gelişebilmektedir.
2. Tutku: Romantizm, fiziksel çekicilik, cinsellik diye özetlenebilir. Bilim adamları tarafından tutku aşkın psikofizyolojik boyutu olarak tarif ediliyor. Heyecanlanma, sevgilinin yanında olunca soluğun kesilmesi, kalp çarpıntısı, genel bir uyarılmışlık hali, enerji artışı, erotizm, fiziksel çekicilik, dikkatin sevgiliye odaklanması ve takıntılı şekilde sevgiliyi düşünme gibi özelliklerle de kendini belli etmektedir.
3. Sadakat: Kısa dönemde aşık olunan kişiyle birlikte kalmak, uzun dönemde ise birlikte yapılan planlar ve paylaşılan başarılar olarak tanımlanmaktadır. Sadakat bir anlamda çiftler arasındaki karşılıklı bağımlılık, her şeye rağmen birlikte olmayı isteme, ortak bir hayat hedefi oluşturma ve sürdürme özelliği olarak açıklanıyor.

aşk nedir - aşk ne demek - aşkın teorisi

Teoriye göre bu üç bileşenin ağırlıklarının toplamı kişinin ”ne kadar” yoğun bir aşk yaşadığını, ”nasıl” bir aşk yaşadığı ise üç bileşenin birbirlerine oranlarına göre belirlenmektedir. Bu üç bileşenin bir çok farklı kombinasyonlarıyla da farklı aşama ve tiplerde ‘aşk’ elde edilir. Örneğin her bileşenin ağırlığı erişkin romantik bir ilişki gelişinceye kadar değişir. Sadece bir birleşeni temel alan ilişkilerin ikili ya da üçlü bileşenli ilişkilere kıyasla devamlılığı daha zor olur ve kısa sürede son bulacaktır. Bu üç temel özellikten her birinin tek başına ya da diğer özelliklerle birlikte bulunması durumlarında da 7 farklı aşk tipi oluşmaktadır.

aşk nedir - aşk ne demek

  1. Sadece bağlılık – Boş aşk: Tutku ve yakınlığın olmadığı, sadece hayat birlikteliğinin var olduğu birliktelikler diyebiliriz. Bu durum özellikle görücü usulü ile evlenme ve beşik kertmeliğinin yaygın oluğu toplumlarda sıklıkla görülmektedir. Bu tip boş aşklar ilerleyen dönemlerde diğer özelliklerin etkilenmesiyle şekil değiştirebilmekte ve aynı şekilde dolu aşklar da zamanla tutku ve yakınlık boyutunu yitirip boş aşka dönüşebilmektedir.
  2. Sadece tutku – Deli dolu aşk: Genellikle çoğu kimsenin ilk planda ve en heyecanlı hissettiği, cicim aylarının deli dolu yaşandığı, temelini erotizm ve cinsellikten alan bir aşk tipidir. Bu tip de yakınlık özelliği de geliştiği zaman bu deli dolu süren aşklar romantik aşklara evrimleşebilmektedir. Aksi taktirde yakınlığın ve bağlılığın olmadığı durumlarda çoğunlukla bu ilişki tipinin kısa sürme olasılığı oldukça yüksektir. Bu kişiler bir kaç ay evli kalıp hemen boşanma davası açabiliyor hatta 40’lı yaşlarında beşinci eşinden de ayrılabilme olasılıkları bulunmaktadır.
  3. Sadece yakınlık – Arkadaşça Aşk: Yakınlık ve hoşlanma dışında tutku içermeyen, uzun süreli olmayan aşk tipidir. Bu tip aşkta taraflar genellikle partnerlerine ilişkin cinsel çekim hissetmezler. Arkadaşça aşklarda kısa süreli iyi anlaşma, ”kardeş gibi sevme”, geçici heves, bittiğinde hemen unutma ama hatırlandığında saygı duyma gibi durumlara sıklıkla rastlanılmaktadır.
  4. Yakınlık ve tutku- Romantik Aşk: Hem fiziksel çekimin hem de ruhani çekimin yoğun hissedildiği aşklardır. Romantik aşklarda duygu yoğunluğu ve sevilen kişinin arzulanması ilişkinin dolu dolu hissedilmesine sebep olmaktadır. Geçmişteki unutulmayan aşk deneyimleri genellikle bu tip aşklardan kaynaklanıyor. Ancak ne fiziksel çekicilik ne de yakınlık hissi, ilişkinin kalıcı olması açısından tek başına yeterli olamayabiliyor.
  5. Yakınlık ve bağlılık – Dostluğun Paylaşıldığı Aşk: Çiftlerin birbirine yoğun yakınlık hissettiği, saygı ve sevgi çerçevesi içinde her türlü duygusal ve düşünsel paylaşımın engellenmeden yaşandığı ancak fiziksel çekimin bulunmadığı aşk tipidir. Uzun yıllar evli kalıp hiç münakaşa etmeyen, dışarıdan bakıldığında resmiyet görünümünün belirleyici olduğu, dengeli ve tutarlı birliktelikler sıklıkla bu tip ilişkilerde görülmektedir. Zamanla arzu ve fiziksel çekimin azaldığını hisseden çiftler de dostluğun paylaşıldığı aşk evrenine geçiş yapabiliyor. Bu tip durumlarda sadakatsizlik ve ihanet durumlarına da sıklıkla rastlanabiliyor. “Eşimi çok seviyorum ama artık bir şey hissetmiyorum” veya “30 sene beraberlikten sonra artık çekim hissedemiyorum” tarzı ifadelerin bulunduğu bu tip aşklar çoğu zaman aşırı boyutta kıskançlıkları da kendi içinde barındırabilmektedir.
  6. Bağlılık ve tutku – ARZU DOLU AŞKBeraberliği ve evliliği uzun süre devam ettirmenin altındaki temel dürtünün kişilerin birbirine duyduğu arzu olduğu düşünülen aşk tipidir. Yakınlık faktörünün olmaması bu tip ilişkilerde fikir çatışması ve tartışmaların fazlasıyla yoğun olmasına yol açmaktadır. Çünkü tarafların genellikle anlayışsız, bencil, iletişim becerilerinden yoksun ve sabırsız birer karakterde olmaları bu duruma sebep olmaktadır.
  7. Tutku, yakınlık ve bağlılık –  ”EKSİKSİZ AŞK”: Her üç boyutu da içeren ideal aşk tipi olarak tanımlanırlar. Teknik olarak “Mükemmel çift, ruh ikizi, hayatımın aşkı” ve benzeri tanımlamaların yapılabilmesi için tutku, yakınlık ve bağlılık boyutlarının eksiksiz şekilde beraber bulunması zorunlu sayılmaktadır. Eksiksiz aşk, aşıklara müthiş bir ilişki deneyimi sunar. Eksiksiz aşkı elde etmenin zor, ancak devam ettirmen daha da zor olduğu biliniyor. İlişkiyi canlı tutmak için çaba sarf etmek, özverili olmak, etkili ve empati içinde bulunulan bir iletişim sağlamak, sürprizlere açık olmak, cinsel açıdan aktif olmak, saygı ve anlayışı her şeyden üstün tutmak gerekmektedir.

aşk nedir - aşk ne demek - Türk yazarlara göre aşk

Yabancı Düşünürlere Göre Aşk sözleri

[reklam]

  • Aristo: Sevmek acı çekmektir, sevmemek ise ölmek. Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur.
  • Augustinus: Sevgi ruhun güzelliğidir.
  • Franz Xaver Von Baader: Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır.
  • François Bacon: Büyük insanlar ve liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca bir aşka kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük işler aşkla uzlaşmaz.
  • Bailey: Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır.
  • Balzac: Aşk yaşamında kadın ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar biz erkekleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar.
  • Basta: Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever.
  • Jeremy Bentham: Aşkın hazzı; dostluk ve duyu hazlarından yoğrulmuştur.
  • Bulor: Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır.
  • Antoine Bret: Aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur.
  • Jacob Boehme: İstek, hareket, genişleme ve yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur.
  • La Cordaire: Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur.
  • Dante: Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yasam, zihinsel yasam.. Bunlar hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. Aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aşka uyar. Kötülükler aşktan uzaklaşma oranında bir takım derecelere sahiptir ve kötülük aşka yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur. Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir.
  • Eugene Delacroix: Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil gerekmektedir.
  • Descartes: Bir şey bizim için iyi ve uygun gibi sunulmuşsa o şeye karşı aşk duyarız.
  • Duclos: Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama aşktan asla.
  • Epiktet: Hareket etmenin nedeni istek ve sevmektir. Bu ise düşünmektir. Aşk ise tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir.
  • Epikür: Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz. Bir uygarlığın yetkinliği ve insanlığı ancak kardeşlik ve sevgiyle mümkündür.
  • Douglas Ferrola: Aşk kızamığa benzer. İnsan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer.
  • Faulkner: Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka hiç bir yerde yaşayamayacaktı.

aşk nedir - aşk ne demek - aşk anlamı

  • Fenelon: Sevmeden yaşamak yaşamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir.
  • Feuerbach: Varlık sezginin, duyunun ve aşkın bir sırrıdır. Bu kişi, bu şey sadece aşkta, mutlak bir değere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. Aşkın sonsuz derinliği ve gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir. En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak bu varoluşun gerçek belgesi aşktır, varoluşun aşktan ve duyumdan başka belgesi yoktur.
  • Costance Foster: Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir.
  • François M. C. Fourier: Geçici ya da keyif verici aşklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsızlık aşkları gibi şekillere ayrılır. Az çok bir süresi fakat kısır aşklar ise; bunlar gözde aşklardır. Yalnız bir çocuk doğurtan geçici aşklar da; bunlar dölleyen aşklardır. Karılar ve kocalar aşkı ise bu iki tarafın isteği ile yıllarca sürer ve bir çok çocuk doğurtturur. Fakat bu kişiler birlikte yaşayıp yaşamamakta serbesttir.”
  • Freud: Yaşam belirtisinin kökeni duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır.
  • Geraldy: Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır.
  • Geothe: Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir.
  • Efes’li Heraklitos: Duyu organları akılsız ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü tanıklardır. Eşek samanı altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar. Domuz için çamur saf sudan daha değerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, balıklar için kurtarıcı insanlar için uğursuzdurç
  • Victor Hugo: Aşk bir deniz, kadın ise onun kıyısıdır.
  • Paul Henri D. Holbach: İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir.
  • Holty: Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir.
  • Albert Hubbart: Aşk yaşamdır deriz ancak umutsuz inançsız aşk ölümden bile beterdir.
  • Konfüçyus: Dinsel erdem, insanlığı sevmekle olanaklıdır. Bu sevgi hissi, aileden topluma, ondan da hükümete dek karşılıklı olarak uzamalıdır.
  • François La Rocheffoucauld: Tüm duygularımız ve tutkularımız çıkar ve raslantının eseridir. Ve bizlerin erdem, aşk gibi karşılık beklemezlik dediğimiz şeyler de hoşgörülerden başka bir şey değildir. Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ıstırabından korkmaktır. Aşk ise sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. Aşk duyuların bir hummasıdır.
  • Moliere: Kadınların büyük tutkusu aşkı ilham etmektir. İnsanı aşkın güzelliklerini yaşatır.
  • Montaigne: Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır.
  • Mu-Ti: Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdaki insanları baskıları altına alamazlar. Zenginler yoksulları asla baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizler ile alay edemezler. Sevgide tarafsızlık, kişisel sevgide yanılmayı önler; tarafsız sevgi kişisel sevginin de güvencesidir.
  • Newton: Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar.
  • Robert Owen: İnsana karşı sonsuz bir sevgi ve şefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir.
  • Pascal: Aşk iradenin ereğidir. Her çeşit dışsal emir ve baskılardan çok akla uymak gerekir. İradenin ereği olan bu aşktan başlayıp tutkuda sona eren bir yasam mutludur. Bunlardan birini seçmem gerekse aşkı yeğ tutarım. Biz aşık doğarız. Aşk ruhumuz da yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye sürükler. Bundan sonra artık bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır? Aşkın konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi olduğu için dışarıda aradığı bu güzelliğin örneğini kendi içinde bulması gerekir. Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildiği kadar kendisine yaklaşanı sever. Sevmeye başlayınca eskisinden bambaşka bir insan olduğumuzu anlarız. Aşktan söz ede ede insan aşık olur.
  • J. J. Rousseau: Aşkın verdiği mutluluğu, evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik; dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?
  • Shakespeare: Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir… Aşk gözle değil ruhla görülür.
  • Madame De Scudery: İnsan sevmeye başladı mı, yasamaya da başlar.
  • Schiller: Ey aşk, güzel ve kısasın. Aşk insanı birliğe, bencillik ise yalnızlığa götürür.
  • Seneca: Yalnız akıllı bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir.
  • Stendal: Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yaşamak neye yarar?
  • Mark Twain: Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz.
  • Voltaire: Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanrı ise kadınları erkekleri evcilleştirmek için yarattı.

aşk nedir - aşk ne demek - aşkın üçlü teorisi

Türk Yazarlara Göre Aşk Sözleri

[reklam]

  • Cezmi Ersöz: Sana veda etmeden kayboluşa karışmam da aslında sadece bunun için. Madem varlığım acı vermiyor sana, madem ki ancak yokluğumda sevgimi hissedebiliyorsun; öyleyse yokluğumla kal, sevgili!
  • Cezmi Ersöz: Kendin olmak, başkalarına ait zamanlarda, sürüklenmemek için odandan dışarıya çıkmaman gerekir. Çıktığın andan itibaren sen yoksundur artık.
  • Elif Şafak: Ölüm sahiciliğini yitiriyor kayıplar istatistiklere, çatışmalar haberlere dönüştüğünde.
  • Cemal Süreya: İki kalp arasında en kısa yol: Birbirine uzanmış ve zaman zaman, ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol.
  • Elif Şafak: Neden baktın neyi geride bıraktığına? Söylesene, insan terk ettiği şeye neden dönüp bakar son defa.
  • İskender Pala: Kimileri Gül dediler, ömür boyu güldüler; Kimileri de Gül dediler, Gül uğruna öldüler.
  • Kahraman Tazeoğlu: Ki inanmak küskün bir çocuğun en büyük kan kaybıdır.
  • Oğuz Atay: Fotoğraf çekilirken, nedense kendimizi gülümsemek zorunda hissediyoruz. Yani aslında ona bile mutluluk oyunu oynuyoruz.
  • Kahraman Tazeoğlu: Ne tuhaf. İçimi acıtan da sendin, acımı dindirecek olan da.
  • Sunay Akın: Her gece yatmadan okuduğum bir kitap olmanı isterdim. Kırardım; ışıkları söndürmeden, yarım kalan sayfanın ucunu ki sen buna; tenim kırışıyor, yaşlanıyorum derdin.
  • Oğuz Atay: Provası yok hayatın. Ne yeniden yaşamak mümkün, nede yaşadıklarını silebilmek. Önemli olan, ilk defa değil, son defa sevebilmek.
  • Özdemir Asaf: Kim bilir kaç kişi ayrı yataklarda, birbirine sarılarak uyuyordur.
  • Sunay Akın: Oyuncak ve insan kalbi çok benzer birbirine. Bazen tamiri olmaz ikisinin de.
  • Cezmi Ersöz: Kimi sevsem hiç olmadığı kadar yalnızlaşırdı Kimi sevsem bütün o yanlış hayatım gizlendiği yerden çıkıp gelirdi Kimi anlamaya çalışsam hayatımın boşluğu çarpardı yüzüme Kime elimi uzatsam o unutulmuş ömrümle karşılaşırdım.
  • Özdemir Asaf: Nefes al. Şimdi öksür. Ayrılık rüzgarında yüreğin açık uyumuşsun! Hüzünden kangren başlamış yüzünde. Aşkında kırk derece. Hastayı ameliyata hazırlayın; Kalbini alıyoruz.
  • Özdemir Asaf: Bir sevgiyi anlamak, bir yaşam harcamaktır. Harcayacaksın.
  • Özdemir Asaf: Sevilenin yanlışı görünmez, sevilmeyenin görüntüsü yanlıştır.
  • Cemal Süreya: Beklentin ne kadar çok olursa, o kadar kırılıyorsun.
  • Kahraman Tazeoğlu: Şimdi ne bugünsün, ne de yarın.. olsa olsa sadece bir yarım, ya da eksilen yanım.
  • Özdemir Asaf: Gerçek değer; gelmesiyle boşluk dolduran değil, gitmesiyle boşluk yaratandır.

Tavsiye Nedirler: Hobi NedirRegl Nedir